Baş ağrısı yaygın olarak görülen bir yakınmadır. İnsanların neredeyse % 70’i her ay en az bir kez başının ağrıdığından yakınmaktadır. Baş ağrısı birçok tipte ve nedenle ortaya çıkabilir. Migren basit bir baş ağrısı değil, çok sık rastlanan bir hastalıktır. Migrende baş ağrısı şikayetinin yanı sıra sinir ve sindirim sistemi yakınmaları gibi başka belirtiler de oluşur. Migren sıklığı yaş ve cinsiyete göre değişkendir. Çocukta buluğ çağına girmeyle birlikte migrenin ortaya çıkma sıklığı artar. En sık 25-55 yaşlarında görülür. Kadınlarda erkeklerden daha sık görülür.
Migren ataklar halinde oluşur. Genellikle ayda 1-2 kez oluşan ve ortalama 24 saat süren atak dönemleri dışında bir yakınma olmaz. Ancak atak sırasında orta şiddette ya da şiddetli baş ağrısıyla birlikte ışıktan ve sesten rahatsız olma, bulantı ve kusma, iştahsızlık gibi şikayetler oluşabilir. Bu yakınmaların yanı sıra depresyon, bitkinlik, endişe, sinirlilik ve konsantrasyon bozulması da sıktır. Baş ağrılı dönem geçtikten sonra yorgunluk, huzursuzluk ve konsantrasyon bozukluğu bir süre daha devam edebilir. Dünya Sağlık Örgütü, migreni “günlük işlevleri en fazla aksatan hastalıklardan biri olarak” kabul etmektedir.
Migrende baş ağrısı, tipik olarak başın bir tarafında yerleşir, şiddeti giderek artar, zonklayıcıdır ve hareketle artar. Bazı hastalarda başın iki tarafında da ağrı olabilir ya da bir tarafta başlayıp diğer tarafa da yayılabilir. Bu şikayetler 4 saat sonra geçebileceği gibi daha uzun, hatta 3 gün kadar sürebilir. Bazı hastalarda genellikle baş ağrısı döneminden hemen önce yaklaşık bir saat kadar sürebilen ve aura dönemi olarak adlandırılan bir dönem yaşarlar. Aura dönemi bir nevi migren atağının habercisidir ve migren hastalarının üçte birinde görülür. Bu dönemde lekeler, ışık çakmaları gibi görme bozukluklarıyla eller, kollar ve yüzde uyuşmalar olabilir ve kişiler bir migren atağı yaşayacağını anlar.
Kendiliğinden başlayan migren atakları gibi “tetikleyici” adı verilen bazı uyaranlar migren atağı oluşumunda rol oynayabilir. En belirgin tetikleyici faktörler arasında stres, kadınlarda hormonal değişiklikler, açlık, çeşitli gıdalar, çeşitli kokular, fiziksel aktivite, uyku düzeninde değişiklik, yorgunluk, iklim değişiklikleri, ışık ve gürültü sayılabilir.
Tüm bu faktörler ve sonucunda ortaya çıkan migren nedeniyle kişilerin iş ve sosyal yaşamları olumsuz şekilde etkilenmektedir. Sadece ev yaşamındaki olumsuzluklar değil aynı zamanda işe gidememe ve işteki verimliliğin düşmesi nedeniyle migrenin toplumsal yükü önemli boyutlardadır. Öyle ki, hastalığın giderlerinin getirdiği maliyet iş gücü kaybının üstündedir.
Başağrısı tedavisinde birçok ilaç kullanılır. Ağrıkesiciler baş ağrısını yok eder, ancak ağrının nedenini ortadan kaldırmaz. Basit ağrıkesiciler hafif derecedeki baş ağrısı varlığında etkilidirler ve uzun süre kullanılmazlar. Migren tipi başağrısında kullanılan ilaçlar sadece migreni olan kişilerde etkilidirler. Orta veya şiddetli başağrısında kullanılırlar ve mümkün olduğunca atak başlangıcında alınmalıdırlar.
Migren tedavisi atak döneminde yapılan ve atak önlemeye yönelik olarak yapılan tedavi olarak iki şekilde uygulanmaktadır. Migren tedavisinde amaç, atak şiddetini, süresini ve sıklığını azaltmak, kişinin yaşam kalitesini artırmaktır. Ayrıca migren tanısı almış kişilerin atakları tetikleyici faktörlerden kaçınması gerekir.