Halk arasında karasu hastalığı veya göz tansiyonu olarak bilinen glokom körlüğün en önde gelen nedenlerinden biridir. 2010 yılında dünyada 60.5 milyon kişinin glokom hastası olacağı tahmin edilmektedir.

Glokom yıllar içinde yavaş ve ağrısız ilerlediği için erken dönemlerde asemptomatiktir. Birçok hasta görmeleri büyük ölçüde bozulana kadar bir göz problemi olduğunun farkına varmazlar. Bu nedenle glokom hastası olanların % 50’sine tanı konmadığı düşünülmektedir.

Göz içinde bulunan sıvı normal şartlarda gözde 10-22 mmHg’lık bir basınç oluşturmaktadır. Bu sıvı taşıdığı besinlerle gözün bazı yapılarının beslenmesine ve atıkların uzaklaştırılmasına olanak sağlar. Dolayısıyla bu sıvı bir taraftan üretilirken diğer taraftan atılmaktadır ve bu şekilde göz içi basıncı belirli bir seviyede kalmaktadır. Göz içi sıvısının dışarıya atılmaması sonucu göz içi sıvı miktarı artar ve göz içi basıncı yükselir. Ağrı oluşturmadığı için kişi fark etmez ve bu nedenle hekime başvurmaz. Ancak tedavi edilmezse göze hasar vermeye başlar ve körlük oluşturabilir. Hasta da zaten görme problemleri başladığı zaman hekime başvurur.

Göz içi basıncı normalden yüksek olan insanlar glokom hastalığı için risk altındadırlar. Diğer risk faktörleri arasında ise yaşın 60’dan yüksek olması, aile öyküsü, miyop olması, diyabet hastalığı, hipertansiyon ve diğer göz hastalıklarının varlığı bulunmaktadır.

Glokom tedavisinde amaç göz içi basıncını düşürmektir. Eğer gözde hasar oluşmuşsa, gözde oluşan hasarın ilerlemesini engelleyecek düzeylere kadar basıncı düşürmek gerekmektedir. Bu amaçla damla şeklinde kullanılan göz ilaçları üretilmiştir. Bu ilaçların bazıları günde bir kez bazıları günde iki kez kullanılmaktadır. Bazı hastalarda tek bir ilaç yeterli göz içi basınç düşüklüğü sağlarken bazı hastalarda birden fazla farklı etkinliği olan göz ilaçları birlikte kullanılarak göz içi basıncın düşmesini sağlayabilmektedir. Sonuç olarak glokom uzun bir süre tedavi ve takip gerektiren bir hastalıktır. Bu nedenle hastaların bilgilendirilmesi ve kişinin tedaviye süreklilik ve uyum sağlaması teşvik edilmelidir.